1. Bu site çerez kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımı ile ilgili site koşullarını kabul etmiş sayılırsınız. Daha Fazlasını Öğren.

Post Ejaculation Syndrome Denince Ne Anlamalı

avrupali, Blog-Girişi ekledi, 29 Ocak 2014.

post-ejaculation-depression.jpg

Evet.... Konumuz "erkek milletinin, meşhur ejakülasyon sonrası sendromu"; yani bildiğimiz, "işi bitince döndü g.tünü uyudu" durumu. ("Tam olarak g.tü dönüp uyumak değil yahu" diyecektim; Yok yok... Ben de yaptım, oradan biliyorum... Tam olarak o:p)

Bir yerlerde okumuştum.. erkeğin, "boşa sarfedilen/hatta öldürülen yüzbinlerce potansiyel evladının yasını tutması" olarak durumu açıklıyordu yazı..... "Ana gibi yar olmaz; babalar b.k yesin" gibi laflara pek saygı duymadığım için; çok çok derinlerde bir yerde söz konusu açıklamanın kayda değer bir gerçeklik payı olabileceğini düşünüyorum şahsen.. // iç ses: buradan bakınca ne kadar sevimli, öyle değil mi:)

Sevişmenin öncesi, ortası, sonrası vs hemen her aşamasında içeride hormonal fırtınaların koptuğu, malum.. 3sn önce libido tavandayken, hemen akabinde "neredeyim ben? kim bu kadın?" olabiliyor bünyeler.
Akıl almaz bir dalgalanmadan söz ediyoruz...... ( Elbette benzer şey kadınlar için de geçerli. Orgazm sonrası ağlama krizi geçiren yahut partnerini tekmeleyen kadın fotoğraflarını başka türlü nasıl açıklayabiliriz? )

Herşeyden önce cahil, empati yoksunu/bencil insanların yaptığı gibi yapmamak; kılıç-top-tüfeği bir kenara bırakıp durumu samimiyetle anlamaya çalışmak; ve fizyolojiye/yaratılışa/evrime saygı duymak gerektiğine inanıyorum.

Sevişme öncesi libido nasıl tavan yapıyorsa, ejakülasyon, yani boşalma sonrasında ise tam tersi bir süreç söz konusu.

Hoşunuza gitmeyecek, farkındayım.. Ama merak edenler için erkek iç sesleri, 'içinde bulunulan duruma göre de değişebilmekle bereber', "hasstir ya, ne işim var burada.. offf keşke yapmasaydım.. gitse de temizlensem.. ne oldu bana; neredeyim?" vs 'den çok da farklı değil aslında.. Hatta çoğu zaman, Windows'un meşhur mavi ekranına benzetirim ben bu durumu. "Tilt olmak" gibi birşey; öyle canlandırın kafanızda...

"İçinde bulunulan duruma göre değişebilen" dedim farkettiyseniz.. Evet; aynen öyle... Değer verdiğin bir kadın ve muhteşem şartlarda yaşanılan "tilt durumu" farklı, pişmanlığa sebep olacak artı faktörlerin olduğu durumlarda ortaya çıkan sonuç farklı olabiliyor..

Aşık olduğun kadınla sevişme hususunda derin tecrübelerim olmadığı için büyük konuşmak istemem aslında; ama özellikle "pişmanlık/keşke yapmasaydım durumu", onda en düşük seviyedeydi diye hatırlıyorum.

/ Durumu aslında "yetiştirilme tarzı ve evrimle" de açıklayabiliriz; ama ben, her şeyin ötesinde temel bazı fizyolojik sebepler olduğunu da düşünüyorum

Sebebi, dozajı ve şekli her ne olursa olsun unutmayın ki, "mavi error ekranı" hemen her ejakülasyon sonrasında yaşadığımız ve kontrolü elimizde olmayan birşey. (ejakülsyon ne derece şiddetliyse, o derece yoğun bir kilitlenme yaşanıyor hatta/sanırım/) (pek çok dış etken de söz konusu olabilir eblette.. ama çok geniş bir açıyla olaya bakarsak: "orgazm sonrası kendini kullanılmış hisseden kadın fotoğtafına da", benzer bir hormomanal dalgalanmanın ve bu ejakülasyon sendromunun sebep olduğunu tahmin ediyorum)




Normal zamanlarda olsa belki bu çapta bir sorun olmayacak.. Ama şanssızlık şu ki, aynı dakikalarda, birlikte olunan kadın da olanca gücüyle sizden tam aksi istikamete doğru koşmaya başlıyor.

Erkek milleti ardına bakmadan, pişmanlık/mutsuzluk/tilt olma denizlerine yelken açmış giderken, kadın, pek çoğumuzun normal zamanlarda dahi tahammül edemediği "sarıl bana! beni sevdiğini, senin için ne kadar kıymetli olduğumu söyle" durumunu abartıp, deliler gibi erkeğin paçasına(yakasına mı demeliydim?) yapışıyor... Erkek kaçtıkça, kadın "beni sevmiyor" diye arıza çıkartıyor; kadın bahsettiğim ihtiyacı "ısrarla!!" ifade ettikçe, erkek daha çok kaçıyor...

// iç ses: "İki dakika dur daa! Çatladın mı? dur iki dakika, bi kan beynimize gitsin.." //

Çözümün basit olduğunu düşünüyorum; zira "değer verdiğim kadınlarla" bu süreç sıklıkla sorunsuz/görece az sorunlu atlatılmıştır...(yahut ben öyle sanıyorum)...

Karşılıklı yaklaşılacak... hepsi bu..
Erkek malum sendromunumun en koyu noktasında dahi, iki karış ötede yatan kadınının marjinal bir sarılma/sevilme ihtiyacı duyduğunu; kadın ise, erkeğin olaydan tamamen koptuğunu; dahası, kötü hissettiğini aklından çıkartmayacak..

Erkek biraz kadına yaklaşacak, kadın biraz erkeği anlayıp her seferinde durumun b.kunu çıkartmayacak. bütün olay bu..

Kaldı ki, bu zoraki yaklaşma öyle atla deve bir zaman da almayacak... 2dk.. taş çatlasın 5-10dk... Bütün gün bu hormon dalganalmasını yaşayacak değiliz; düzelecek elbet....

Yine döndük dolaştık "taviz vermeye" geldik farkındaysanız.. zira ortak mutluluk için, her iki tarafından hormonlarının güdümünden eşit oranda taviz vermesi gerekiyor.. Yani "ben değişmem/taviz vermem!!cilerin" becerebileceği bir hede, asla değil..

Kafamı kurclayan ve yazmak istediğim daha tonla "yatay jimnastik arızası" var aslında.. Ama olayın pornografiye kaymasını istemediğim için mevzuyu bir süreliğine erteleyeceğim izninizle.. (ör: oral aktivitelerden sonra kadının ısrarlı öpüşme isteği.. iç ses: offf bi git!!)

avrupali

Yazar Hakkında

Bazıları konuşmayı çok sever ve gevezedir, bazıları da benim gibi susar ve yazmayı sever.Yaşım 34, canim sıkıldığında geçiyorum klavyemin başına , her ne kadar çok vakit bulamasam da insanın yazacak mekânı olması güzel.